17 Haziran 2014 Salı

ÇOCUKLA AKLI BAŞINDA KALMANIN 10 YOLU


    İtiraf ediyorum,itiraf ediyorum: Ben çocuklara ilgili biri değildim taa ki kendi çocuğum olana kadar. İşin kötü tarafı çocuklu ailelerle özdeşimde kuramazdım. Hani şu çocuklu aileleri görünce yakınımda bir yerlerde 'eyvah başım şişecek' diye düşünüp, farkında olmadan bile olsa o garip bakışlardan atan kişi! Evet o benim. Sizi anlayamadım,artık anlıyorum. Başım şişti mi :) evet o dönem şişti :) ben ne bilirdim bir dönem gelecek o gürültü yapan tiplemeler biz olacağız. Bebekli hayat zor! Sinir bozucu! yıpratıcı! Değişen hormonlar, uykusuzluk ,stres... Tüm bunlara yenilirsen sürekli çocuğunu azarlayan anne tiplemesi olur çıkarsın. Önce kendime baktım. Hayır henüz aklımı yitirmemiştim. Yani bu cümleyi doğru kurmam gerekirse ben aklımı çocuk oldu diye yitirmedim. ( bu konu derin mevzu ben aklımı çok önceleri yitirdim çünkü ) şöyle bir uzaktan baktım bize, dogrudan doğruya eğleniyorduz biz kızımla beraber. Peki ben bu zor süreci nasıl atlatmış olabilirim bakalım. 

1-İlk söylemem gereken bir bebeğe sahip olmadan önce onu gerçekten istemek. Hayatınızı bir gözden geçirin,bundan sonraki hayatınızda gerçekten çocuklu bir hayat istiyormusunuz? Kararınızı verin. Hazır değilseniz buna çocuklu hayat size zor gelecektir.

2-Sosyal hayatınız değişecek buna hazırlıklı olun. Hiçbir bekar arkadaşınız haftasonu olarak tabir ettiğimiz cuma-cumartesi-pazar akşamlarını sizle geçirmek istemeyecek. Bunun yanısıra haftasonu etkinlikleriniz kendiliğinden oluşacak.(piknik,park,gezinti...vb)

3-Dağınık bir eve hazır olun. Eskiden ütüleyip milim milim katladığınız ve renklerine göre dolaba yerleştirdiğiniz tişörtlere bir veda edin bakalım. Yeri gelecek bir su bardağını kaldıracak vakit bulamayacaksınız. Zaten bu tarz dağınıkları dağınıklık olarak kabul etmiyorum ben yaşanmışlııık onlaaar kaaardeşiiim. Çocuğunuzla kaliteli vakit geçirin en tatlı zamanlarını kaçırmayın. Gün gelir o ev toplanır, temizlenir. Bırakın dağınık kalsın. 

4-TV ye bir veda. Dışarıya çıkın. Enerjinizi kuşlara,ağaçlara,çiçeklere verin. Aaa kuş uçuyor,böcek kaçıyor derken zaman geçiverir.Bakın eve döndüğünüzde gün sizin için nekadar kolay bitecek.
5-"İki çocuk bir çocuktan daha kolaydır" kuralını uygulayın. Günü çocuklu bir arkadaşınızla geçirin. Böylelikle hem sosyalleşeceksiniz,hemde çocuklar enerjilerini sizle değil birbirleriyle tüketecekler.

6-Çocuğunuzun bol bol kıyafeti olsun. Böylelikle haftada tek sefer çocuk kıyafeti yıkayın, ütüleyin bitsin.Uğraşmayın, enerjiden ve gücünüzden tasarruf edin.

7-Zorla yemek yedirmeye çalışmayın,çocuğun acıkmasına fırsat verin. Bakın yemek yedirmek nekadar kolaylaşıyor.

8-Çocuğa özel yemek hazırlamayın. Evde sağlıklı hazırlanmış bir yemeği bebeğinizde yiyebilir.

9-"Çocuğu en az ağlayan anne mükemmel annedir" yanlışına düşmeyin. Size hiç olmaz mı? Bazen bir melankoliye bürünürsünüz ve sırf ağlamak için ağlarsınız ve bu sizi rahatlatır. Bebekler içinde kimi zaman böyledir. Bazı ağlamalar nedensizdir. Çocuğunuza sarılıp,ağlamasına ve negatif enerji boşaltmasına izin verin.

10-Araba kullanırken,gözlemlediğim her bebeğin emme refleksinden sonra gelen "imdaat arka koltuktayım" çığlığınında bir refleks olduğu.O bebeğin çığlığının araba koltuğundan çıkarılmasına izin vermeyin. Sonu gelmez bu işin çok tehlikeli. 

27 Mayıs 2014 Salı

FELAKET TELLALLARI VE YENİ ANNEYE SÖYLEDİKLERİ ZIRVALAR


    Yeni annelik, hayatı sıfırlamak, yaşamda farklı bir boyuta geçmek,umutların, hayallerin artmasıdır bence. Siz böyle bir kelebek edasında hissederken kendinizi bir akbaba gölgesi karartır soğutur içinizi. Amacı tamda budur zaten yada kimi zamanda densizliğe vurur. İkiside düşündürür,ikiside can yakar. Peki neler der bu kimseler yaşadıklarımdan,duyduklarımdan bir bakalım.
- Lohusanın bir ayağı mezardadır. (Heran ölebilirsin tetikte ol. :))
- Bu günler iyi günlerin hele bir yürüsün gör!
- Eee nezaman kilo vereceksin? Ayy canııım daha süt veriyordun dimii?
- Bizim çocuk hep uyurdu uykusuzluk nedir hiç bilmedik biz. ( onların çocuğu hep uyur,yer ve usludur.) 
- Ayynıı babaa!!(anneye) Ayynıı anne!! (Babaya) 
- Sütün varmı?? Yok yok bu çocuk aç yoksa uyur! ( memeden süt verme nekadar içtiğini göremediğin için zaten bir anne için muammadır. Güdüsel olarakta anne çocuğunu hep aç düşünür. Sende deş dur!!)
- Neden iki isim koydunuz? İki ismi olan çocuklar kişilik karmaşası yaşar! ( Bu araştırmayı kim yaptıysa gözlerinden öperim nedenlerinide öğretsin tek bir saçma cümleden sıkıldım ben ) 
- Sen düzene sokarsın bir diş çıkarır tüm düzenin bozulur. ( boşa çabalıyorum yani )
- Biz bu yaşına kadar hiç ilaç kullanmadık. ( ben iyi bakamıyorsam? )
- Sen istediğin kadar disipline sok, bakıcı nasıl olsa bildiğini okur. 
- Yok yok siz bunu kucağa alıştırmışsınız artık işiniz var!
    İster iyi niyet,ister kötü niyet ben sizleri anlayamıyorum arkadaşım. Ne konuştuğunu bileceksin. Bilemiyorsan umut dolu bir yüreği kırmamak adına bunları karşındakine söylemeyeceksin!

6 Mayıs 2014 Salı

HATALI ANNE-BABA TUTUMLARI

    Her anne-baba en akıllı,en başarılı, en ideal, en mutlu çocuğun peşinde. Ben bu durumu hep garipsedim hastalıklı bir düşünce gibi geldi bana ve Allah'a hep "Allahım lütfen bana ortalama bir çocuk nasip et" diye dua ettim. Sürekli organik besleyelim kaygısı sürüp çocuk ağlayınca eline dondurma tutuşturan aileler gördüm. Nedir organik beslenme? Biz plastik mi yiyoruz acaba? Organik tarımın nedemek oldugundan bi haber bu insanlar topraktan kopan her meyve ve sebzenin organik olduğunu düşünmektedirler. İşin en tuhaf tarafı ise bir çocuğun organik beslenerek zeka kazanacağını hayal etmektedirler. Bu kaygıyla daha bebek yaştaki çocuklarını garip bir yarışın içine sokarlar "En Zeki bizimkisi" (elbette diğerleriyle kıyaslanmış). "Yaşıtlarından hep ileride" ( diğer bir hastalıklı düşünce tarzı) neden önde olsun? Bu normal bir gelişim süreci olmazki? 
    Kendi çocukluk yıllarındaki eksiklikleri gören ve zamanı geriye alamadıkları için kendi çocukluklarına yönelen bu anne babalar kucaklarına aldıkları ilk çocukla beraber "mükemmel" olanı yetiştirmek için olmadık kitaplar ve olmadık tavsiyelere kendilerini kaptırmaktadırlar. Mesela bizde özellikle çok çok yanlış anlaşılan 'özgürlükçü eğitim' gibi mâalesef çok defa kendi kültür değerleri ile uyuşmayan yol ve usûllerle çocuklarını yetiştirme gayreti içerisine giriyorlar. Sonuç: çocuk evi ele geçiriyor, o evin patronu, anne baba ise evin hizmetkârları haline dönüşüyor.
    Bir çocuğun hislerine yanıt vermemek nekadar hatalı bir davranışsa, tüm isteklerini yerine getirmek, tüm alanlarda özgür bırakmakta bir okadar hatalidir. Ancak duygusal olarak yetersiz olan ebeveynler bu sekilde davranır.

2 Mayıs 2014 Cuma

ANNE SÜTÜNÜ ARTTIRMA YOLLARI


    Ne çektim be ben bu anne sütü işinden. İlk zamanlar çok bol olan süt üm beni sürekli rahatsız ettiği için pompa ile çektim. Çözüm oldumu? Hayır!! Ben çektikçe arttı,arttıkça rahatsızlık verdi. Gecenin bir yarısı millet uyumayan bebeğini uyutmaya çalışırken ben sütle dolan göğüsleri boşaltmakla meşguldüm. Hala kulaklarımda emzirme hemşirem "bu günlerinin kıymetini bil!!" Demişti, bende o günlerimin kıymetini bilip dolaba poşet poşet süt koydum. Okadar işime yaradılar ki. 
    Aylar sonra sütüm zaman zaman azaldı. Bebek büyüme ataklarına girdiğinde daha fazla süte ihtiyaç duyduk. Peki neler yaptım sütü arttırmak için.
BOL SU BOL MORAL: Bu ikisi bol süt vermenin temelini oluşturuyor. Günde en az 4-5 litre sadece su içtim ve çok faydasını gördüm.
REZENE ÇAYI VE KİMYON TOHUMU: Kendime hergün rezene çayı demledim ve içine bir çay kaşığı dolusu kimyon tohumu attım. Bu karışım anne sütünü müthiş arttırıyor. Sindirimi kolaylaştırıyor,bebeğin gazını alıyor, annenin relax olmasını sağlıyor.
MALT İÇECEKLERİ: Hemen hemen her markette bulunan malt içecekleride inanılmaz süt yapıyor. 
BEBEKLE BOL TEMAS: Anne sütü, beyindeki hipofiz bezinde üretilen Prolaktin hormonu tarafından salgılanır. Bu hormon süt bezlerindeki salgıyı artırarak etki gösterir. Prolaktin hormonunun düzenli olarak salgılanması anne sütünü arttırır. Bu yüzden temas önemlidir. Mümkün olduğunca bebekle temas halinde bulunun. Bebeğinize bol bol bebek masajı yapın. Böylelikle anne beynine süt yapımıyla ilgili mesaj gönderiliyor ve sütünüz artıyor.
GÖĞÜS ŞAŞIRTMA YÖNTEMİ: Çok ilginç,az bilinen ve kesinlikle işe yarayan bir yöntem. Ayrıca insan vücudunun nekadar mükemmel olduğunuda gösteren bir yöntem. Tek göğüsü boşalttıktan sonra bebek diğer göğüsü tam boşaltsın. Sonra tekrar boş olan ilk göğüsten emdirin. İlk başta saçma gelebilir. Ama bu vücudunuza şu mesajı gönderiyor " Aman tanrım!!! Süt yetmiyor daha fazla süt üretmem lazım!!" Vee vücut daha fazla süt üretiyor.

26 Nisan 2014 Cumartesi

BEBEK ÖPÜLMEZ!!!


    Öpmeyi,öpüşmeyi çok severiz milletçe. Bir kimseyi öpmek için tanıdık olmasına gerek yok mesela. Merhaba der sarıp öperiz. Bu esnada karşımızdakinin öptürmeme hakkı yoktur. Öptürmemek ayıptır. Hiçbir zaman sevmedim ben öpüşmeyi, çokta gereksiz buldum. Karşılıklı medeni insanlar gibi el sıkışmak neyimize yetmiyor ki? Birtürlü anlayamadığım bu meselenin dönüp dolaşıp bebeğime konacağı konusu hiç aklıma gelmemişti. 
    Bendeki olay şöyle gelişti:bebekten,çocuktan bihaber yaşadığım dönem TV'de şu http://m.haberturk.com/saglik/haber/824930-babanin-opucugu-öldürdü haberi izledim. O babanın hali hala gözlerimin önünden gitmez. Evet varsa yeryüzünde bu ihtimal ki o haberde doktorlar söylemediği için ihmal olarak geçiyor. Bebekler öpülmemeli. O insan o bebeğin babasıydı. Ne vicdan azapları yaşadı kim bilir. Bir bebeği yabancı bir insan öpüp böyle bir olaya sebep olsa ne olacaktı. Anne babasına ne derdi? Pardon ben öptüm ondan oldu mi?!!!!!! Bu bencillik yada sadece kendini tatmin etme değilde nedir? Evet karşıyım!!! Sadece kendi bebeğimin değil tüm bebeklerin öpülmesine karşıyım!! Öncelikle bir bebeğin henüz aşıları tam değil, bağışıklığı tam gelişmemiş. Sen bebeği öperken bunları hiç düşündün mü!!!?? Hadi bişey olmuyor diyelim yaa ipek gibi teni var nasıl kıyıyorsun öpmeye? Çoğu bebekte öpüldükten sonra alerjik reaksiyon gösteriyor görmüyormusun?!! Sen kıyamayıp acaba elini ayağını öpenlerden misin? bebeğin en çok elleri sonra ayakları azındadır.Bukadar mı uzaksın acaba konuya? Hayatında Öpücük hastalığı yani infeksiyöz mononükleoz (İM) Hastalığı'na yakalanmış bir bebek gördün mü hiç? O bebeğe o hastalığı bulaştırman önemli mi acaba senin için? Yoksa o anda öpmen mi? Teni çok güzel kokuyordu dayanamadım mı? Diyorsun! Nefsini terbiye et arkadaşım yoksa bu hayatta türlü türlü işler gelir başına!! 
    Ben bugüne kadar kimsenin bebeğini öpmedim,öpmeye yeltenmedim. Gözümle uzaktan sevdim. Hiç rahatsız etmedim. En rahat ettiği en güven duyduğu kucaktan çekipte ağlatmadım. Ben hiç bencillik yapmadım. Tek ricam var lütfen sizde yapmayın!! 


18 Nisan 2014 Cuma

BEBEK NE ZAMAN DIŞARI ÇIKARILMALI

    Garip garip adetler var bizde. Bebek doğuran kadına ve bebeğine ev hapsi cezası var :) Kırkı çıkana kadar bebekte anneside dışarı çıkartılmaz. Halbuki anne ve bebek psikolojisi için oldukça zararlı olan bu hurafe zaten sıkılan,bunalan anneyi birde evini tanıdık-tanımadık misafirlerinde basmasıyla terelelliye çevireceği hesaplanmışmıdır? Bilemiyorum. 
    Bizim ilk gezilerimiz doktor kontrollerimiz sayesinde 3. Gün başladı ve birdahada bitmedi. İlk zamanlarda yaptığımız kısa yürüyüşler hepimize iyi geliyordu. Ancak sürekli kulaklarım insanların 'aa baak küçücük bebeği dışarı çıkarmışlar' sözlerini duyuyordu. Gülümseyip yanlarından geçiyordum. Tabiki geziyorduk ancak açık havada!!! Ekim doğumlu kızım kış bebeği oldu.Kışın hava soğuk demeden geziyorduk!! Hiç hasta etmedik bebeği,soğuk için gerekli önlemleri aldık ve gezintilerimizi yaptık. 
    Mümkün olduğunca alışveriş merkezlerine girmemeye çalıştık. Ancak hiç girmedik diyemem. Çünkü bu alışveriş merkezleri bence çocuklu aile merkezli tasarlanıyor. Özellikle bebek bakım odalarının bulunması alışveriş yaparken büyük kolaylık sağlıyor. Alışveriş merkezlerine sadece ihtiyaç zamanları gittik. Çok yakın zamanda bir alışveriş merkezinde ki gidiş sebebimiz İpek'e hediye gelen bir giysinin bedenini değiştirmek içindi,yani tamamen zorunluluktan Bir bayan bizi çevirdi,kızımı sevdi,İpek'in kaç aylık olduğunu sordu(6 aylıktı) ve eşine dönerek gördünmü bak 6 aylık bebeği dışarı çıkarmışlar biz hiç çıkarmıyoruz nazaman çıkarsak hasta oluyor dedi. Önce anlam veremedim niye çıkarmıyorsunuz çıkarın açık hava iyi gelir dedim.onların bebeğinin 9 aylık olduğunu öğrenince gözlerim faltaşı gibi açıldı.Sonra biranda anladım ki bayanın bebeği çıkarmak istediği yer alışveriş merkezi. Hasta olur tabi!! Hemen toparladım dışarı çıkın alışveriş merkezine değil!! Farklı bir gün bir çiçekçi ıvır zıvır satan bir mağazada bir anne ve hamile kızı yanımıza geldi. Anne İpek'in kaç aylık olduğunu sordu( yine 6 aylıktı) kızına dönerek 'gördünmü bak bukadarlık olunca sizde gezersiniz' dedi. Ben bir süperman edasıyla olurmu öyle dışarı çıkmaktan kime zarar gelmiş biz 3 günlük olduğundan beri geziyoruz bence çıkın dışarı kıza döndüm sizede bebeğinizede iyi gelir dedim. Gözleri parladı kızın. Bir hamilenin daha kahramanı olmuştum :))) sonuç:   • Bebeği mevsimine uygun giydirirseniz bebek hasta filan olmaz. 
• Bebeği dışarı çıkarmak için 40. Gün güvensizde 41. Gün mucizemi oluyor sizce? Kendinizi nezaman iyi hissederseniz beklemeyin çıkın dışarı.
• Mecburiyetten evdeyseniz en kötü balkona çıkın bence. 
• Alışveriş merkezi yerine caddedeki dükkanları tercih edin. Hem alışveriş hem gezme. Bir taşla iki kuş.
• Yenidoğan güzelliği diye birşey varki gerçekten özleniyor. Günlerinizin kıymetini bilin, hep gülümseyin,mutlu olun.

11 Nisan 2014 Cuma

BEBEK ZİYARETLERİ


    Bir arkadaşım çocuk doğurduğunda ilk 15 gün eve misafir kabul etmedi. Garibime filan gitmedi kendimi onun yerine koydum ve anladım ama cesur kızdı bence. Bunu büyüklere diyebilmek cesaret işi bence. Türkiye'de yaşamanın zor yanları vardır örf ve adetler en başta gelir. Burda hatta bebek doğar doğmaz gitmemek ayıp bile sayılabilir garip!! 
   Bizim hastanede başladı misafirlerin sinyalleri. Eğer karnımdaki yirmi santim yarıkla ameliyatlı hasta olarak kabul ediliyorsam, hastanedeki ziyaretçilerde benim ziyaretcilerimdi. Hasta ziyareti kısa olur güya. Nerde koltuğa oturan kalkmadı birdaha.tuvalete gimek isterim,üstüm basım derli toplu değildir diye kalkamam,yeni Doğum yapanın gaz çıkarması gerekir ki bu ilk saatler içinde oldukça önemlidir insanlar varken çıkaramam,emzirmek isterim yüzüme insanlar bakarken yapamam.Ağlamak isterim ağlayamam, yanımda yatan meleğe inanamayıp kocama sarılmak isterim sarılamam. Yani en doğal lohusa haklarımı kullanmak isterim kullanamam.Lohusa psikolojisi gereği kimseyi görmek istemez. Ben bunu tam olarak söyle anlatayım. Küçükken sokaktaki kedileri beslerdim. Hamile bir kedim vardı. Doğum yaptığı zaman en kuytu köşeye girdi, günlerce oradan çıkmadı. Yavruları bir ellemeye,sevmeye kalkın bakalım neler oluyor, o patisindeki tırnaklar hemen çıkıveriyor. Yani doğum yapmış bir kadının sessizliğe ve yalnızlığa ihtiyacı vardır dediğim gibi doğası gereği. 
Anne ve bebeğin enfeksiyonlara en açık olduğu dönem, en uzak durulması,en dikkat edilmesi gereken dönem. Elbette sevincimizi herkesle paylaşacağız ama bir müsaade edin ben ve bebeğim sağlık acısından toparlanalım,riskli dönemi atlatalım. gerçekten de duygusal olarak çalkantılı bir süreç. bebeğe alışmak, uykusuzluğa alışmak, kendini yeterli hissedebilmek zaman alıyor.Kuru incire benzeyen bebem bir serpilsin,sizde komik duruma düşmeyin ay aynı anne,ay aynı baba. Hayır benzemiyor işte. Her yeni doğan gibi bebeğe benziyor, tüm yenidoğanlar birbirine benziyor.  
Ne yapmalı şimdi benim sorum size? Sırf başka insanları mutlu etmek adına, kendinizden mi taviz verip eve veya hastaneye hücum etmelerine veevi zapteylemelerine izin mi vermeli? Yoksa kendi rahatınız adına kalp kırıp huysuz,geçimsiz,ukala,örf adet bilmeyen lakaplarına kulak mı tıkamalı? Size kalmış. Sonuç=GELECEKLER.